Ordu’da İlk Kez Düzenlenen Etkinlikte Görme Engelliler Parmakları ile Kur’an-ı Kerim Okuyacak.
Ordu’da ilk kez düzenlenen etkinlikte görme engelliler parmakları ile Kur’an-ı Kerim okuyacak. Görme Engelliler Haftası nedeniyle cuma günü yatsı namazının ardından Yalı Camii’nde halka açık düzenlenecek etkinlikte, görme engelliler ilginç bir etkinliğe imza atacak. Etkinliğin Ordu’da bir ilk olduğu kadar Türkiye’de de çok fazla örneği bulunmadığını aktaran Ordu Görme Engelliler Derneği Başkanı Vedat Yavuz, içinde bulunulan haftanın Görme Engeliler Haftası olduğunu hatırlattı. Görme engeliler olarak hayatın her alanında olduklarının bilinmesini istediklerini aktaran Yavuz, “İnsanlar bizi görünce acısın istemiyoruz. Biz de görme engelli olabiliriz, ama bizim de yaptığımız, yapabileceğimiz, başarabileceğimiz işler var. Bu işleri yaparken insanları yanımızda görmek istiyoruz. Onları bize acırken değil bize destek verirken görmek istiyoruz.” dedi.
Yavuz, bir ilki hep beraber yaşamak ve bir ilke tanıklık etmek üzere Orduluları cuma akşamı Yalı Camii’ne beklediklerini sözlerine ekledi.
Birleşmiş Milletler bazı özel konulara insanların dikkatini çekmek amacıyla her yılı belirli konulara ithaf ediyor. Ayrıca yıl içindeki bazı günler de belirli konulara adanıyor. Ancak konu seçimi tartışma yaratıyor.
2010 yılında sadece ingiltere’deki seçimler, Dünya Futbol Şampiyonası, ay tutulması ya da yeni bir NASA projesine tanıklık etmeyeceğiz. 2010 ile birlikte ayrıca iki Uluslararası BM Yılı da başlamış oldu. Ancak uzmanlar, aynı yılın iki ayrı hatta bazen üç ayrı konuya ithaf edilmesinin, bu konuların etkinliğini yitirmesine yol açacağını düşünüyor. Peki, sizce 2010 hangi konulara ithaf edildi? işte tahminler:
“Sanırım bu uluslararası açlık ve yoksullukla mücadele yılı.”
“Üzgünüm, hiç bir fikrim yok.”
“Belki de uluslararası seyahat yılı?”
Aslında BM, 2010′u resmi olarak hem Kültürlerin Yakınlaşması hem de Uluslararası Biyo-Çeşitlilik Yılı olarak ilan etti. Ancak her ikisinin de kamuoyu bilincine yerleştiği söylenemez.
Aslında sorun insanların ilgisizliğinden ziyade, BM’nin aynı anda çok fazla konuya birden dikkat çekmeye çalışmasından kaynaklanıyor. Geçen yıl, üç konuya ithaf edilmişti, bu yıl iki ve gelecek yıl da iki tane daha konu olacak. Siyaset uzmanı Johannes Varwick, bunu çok fazla buluyor:
“Uluslararası yıl ve günlerin sayısında muazzam bir artış görüyoruz. insanlar bu kadar çok girişimle karşı karşıya kalınca, konunun ne olduğunu kavrayamaz hale geliyor.”
Konu sayısında ani artış
ilk uluslararası yıl 1957′de ilan edildi ve jeofiziğe adandı. 1960 ve 70′lerdeki ılımlı gidişin ardından 80 ve 90′lı yıllarda sayı arttı. Son on yılda ise BM takvimi herhangi bir şeyle ilgili yıllarla doluverdi. Peki, bu ani artışın nedeni ne? Varwick şu bilgiyi veriyor:
“Çünkü bazı üye ülke grupları belirli konuları gündeme getirmeye çalışıyor. Buna kim karşı çıkar ki? Eğer BM Genel Kurulu’nda olsaydım ve bir ülke “bu yılı patates yılı ilan etmeliyiz” deseydi ben de muhtemelen “tamam” derdim. Bu tür teklifler kimsenin canını yakmıyor, bir zararı yok. Ancak bu, sonuçta ele alınan konuların şişirilmesi ve sulandırılmasına yol açıyor. Gündeme çok fazla konu alındığında anlamı kalmıyor.”
1980 yılı kararı
BM, 1980 yılında bu tehlikenin farkına varmış olmalı. Alman BM Cemiyeti Genel Direktörü Beate Wagner, Genel Kurul’un konuların seçimi ve yapısıyla ilgili kurallar hakkında bir karar aldığını belirtiyor:
“Bu kararda, konuların BM amaç ve ilkeleriyle bağlantılı olması öngörülüyor. Ülkelerin çoğunluğunu ilgilendirmesi gerekiyor. Her yılın bir şeylere ithaf edilmemesi için uluslararası yıllar ilanına ara verilmesi ile ilgili bir karar da alındı.”
70′ten fazla uluslararası gün
Ancak BM, kendi aldığı karara bağlı kalamadı. Uluslararası yıl ilanı BM Genel Kurulu’nda yapılmasına rağmen işleyişi tamamen hükümetler, sivil toplum kuruluşları ve toplumun elinde. ve bir yılın BM tarafından bir konuya ithaf edilmesi, o konunun işlenişini kolaylaştırıyor. Bu nedenle BM ajandasında 70′ten fazla “Uluslararası Gün” de mevcut. Uluslararası Af Örgütü Almanya Bölümü Basın Sözcüsü David Bartelt, bunların da kontrolden çıkmış olduğuna inanıyor:
“Bugünlerde herkes ve her şey için bir uluslararası gün var. Uluslararası Öğretmenler Günü, Uluslararası Engelliler Günü… Bunlar önemli günler çünkü dikkatimizi azınlık gruplara, basın tarafından çok fazla odaklanılmayan gruplara çekiyor. Ancak aynı zamanda bir Uluslararası Tavşan Günü ya da Uluslararası Portakal günü de var. Korkarım bu uluslararası bıkkınlık gününe dönüşüyor.”
Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz, 2009 yılında özellikle eğitim alanında başarılı çalışmalara imza atıldığını söyledi.
Yılmaz, “Toplamda 6 lise, 181 derslik, bin 190 yataklı pansiyon, 3 kapalı spor salonu ve 1 adet atölye yapıldı. Ayrıca 195 derslik, 1030 yataklı pansiyon ve 2 kaplı spor salonunun inşaatı devam ediyor.” dedi.
Makamında gazetecilerle sohbet ederek 2009′u değerlendiren Vali Yılmaz, hizmetlerin katlanarak artacağını söyledi.
Kentte asayişi jandarma ve polis zoruyla değil halkın sağduyusuyla sağladıklarını vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu: “2009 yılında önemli aşamalar kaydettik. Gerek Cumhurbaşkanı’mızın ziyareti, gerekse gelen bakanlarımız, milletvekillerimiz hepsi Bitlis için önemli adımların bir parçası olmuştur. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın Ahlat’ı himayesine alması, Bitlis’e hayran kalması sevindirici olmuştur. Güroymak’ta iki adet süt tankı kurduk. Salça fabrikamızın yapımı devam ediyor. Bunun yanı sıra Adilcevaz’ın meşhur ceviz reçelinin daha sağlıklı bir ortamda üretilmesi için tesis kurduk. İlkbaharda bu fabrikamızda faaliyete geçecektir. Sosyal hizmetler alanında toplum merkezi yapımı inşaatımız devam ediyor. Mevcut kız ve erkek yetiştirme yurtlarımızda 300 bin TL’ye iyileştirme çalışmaları oldu. Ayrıca 30 dönümlük bir arazi üzerine engelliler için yaşam merkezi yapacağız, bunun çalışmaları ise inşaat sezonunda ihalesi yapılacaktır.”
Bitlis’te çok sayıda şifalı su bulunduğunu anlatan Yılmaz, Güroymak’ın Budaklı köyündeki sıcak suyun sadece yıkanmak içinde değil, iç hastalıkları için de içilebileceğini ifade etti.
Yılmaz, “Yapılan tahlillerde bir çok hastalığa iyi geldiği kesinleşti. Jeolojik etüt çalışmaları sonrasında kaplıca için yeterli ısı ve suyun bulunduğu anlaşıldı. Burada çok amaçlı bir tesis kurmayı planlıyoruz.” dedi.
Futbol hayatı boyunca savunma oyuncusu olmasına rağmen 650 maçta hiç sarı ve kırmızı kart görmeyerek kırılması güç bir başarının sahibi olan Pele Erol lakaplı Erol Aydoğdu, Orduspor’un 33 sene önce Türkiye Kupası’nda Galatasaray’ı geriye düşmesine rağmen elediği karşılaşmaları anlattı.
Ziraat Türkiye Kupasında sahasında Galatasaray’ı ağırlayacak olan Orduspor’da nefesler tutuldu. Ordu büyük bir heyecan içinde 23 sene önce karşılaştığı Galatasaray’ı ağırlamak için hazırlık yapıyor. Bu maç için daha şimdiden İstanbul’dan bin kişilik bir kafilenin geleceği belli olurken Orduspor da maç için özel atkı hazırlattı. Bir kenarında Orduspor diğer tarafından Galatarasay yazan atkılara ve 10 Liradan satışa sunulan atkıya, özellikle dışarıdan gelen seyircilerin ilgi göstererek maç sırasında gösteri yapacağı belirtiliyor. Öte yandan Hünkar Lokantası da Orduspor’un Galatasaray galibiyetini anlatan gazete kupürlerini bastırdı. Ordu Görme Engelliler Spor da devre arasında gösteri yapmak için Futbol Federasyonu’na başvuruda bulundu.
Ordu’da heyecan içinde pazar günü yapılacak olan maç beklense de herkesin aklında 33 sene önce Türkiye Kupası’nda Orduspor’un yenik düşmesine rağmen Fatih Terim’li Galatasaray’ı eleyerek yarı finale çıktığı maçlar konuşuluyor.
Oynadığı 650 maç ta hiç sarı ve kırmızı kart görmeyerek Ordusporun olduğu kadar Türk futbolunun da unutulmaz isimleri arasında yer alan Pele Erol lakaplı Erol Aydoğdu Mart 1977′de oynanan karşılaşmayı anlattı. Orduspor’da 17 yaşında başladığı futbolu büyük kulüplerin tekliflerine rağmen yine Orduspor’da 1980 yılında futbolu bırakmasının üzerinden geçen 30 sene sonra ilk kez Orduspor forması giyen Pele Erol, tesislere giderek futbolculara başarı diledi kendilerinin nasıl başardığını anlattı.
Türkiye Kupası’nda o zaman iki maç oynandığını aktaran Pele Erol, “İlk maç Ordu’da bizim sahamızda oynanacaktı. Kentte büyük bir heyecan vardı, bayram havası yaşanıyordu. Biz maça ciddiyetle hazırlandık. Ömer, Erdoğan, Salih, Güven, Turgay, Seçkin, Cihan, Tuna, Orhan, İsmail ve benim olduğum kadromuz maça bu takıma yenilmeyeceğiz ilkesiyle çıktık. Nitekim ilk maç golsüz berabere bitti. Bunun üzerine o zamanın gazeteleri Galatasaray işi kolaya aldı, gibi başlıklar atarak çıktı. Hatta o zaman spor sayfalarında da karikatürler oluyordu. O karikatürlerin birin de Galatasaray karşısında Orduspor aciz olarak gösteriliyordu.” dedi.
Bu küçümseyen yazıların da kendilerini hırslandırdığını aktaran Pele Erol, “Aslında böyle olmamalı, saha bir mücadele alanı kim daha iyi mücadele ederse onun hakkı kazanmak. İstanbul’daki ikinci maça bu hava ile çıktık. Stad tıktık tıklım doluydu çok az 50 kişi kadar Orduspor taraftarı vardı. İlk yarıyı 1-0 yenik kapattık. Ancak devre arasında birbirimize kenetlendik. Hocamızın da çocuklar size güveniyorum çıkın kendiniz gösterin sözleri ile sahaya çıktık. İkinci yarı bulduğumuz bir golle beraberliği yakaladık. O zaman karşı sahada atılan bir gol iki gol sayıldığı için Galatasaray’ı eleyerek yarı finale çıktık. Bu günün parası ile 450 Lira Galatasaray’ı eleme prim aldık. Ordu’ya geldiğimiz ise herkes bizi sevgiyle karşılıyor ayakkabıcı olan ayakkabı tuhafiyeci olan gömlek kravat hediye ediyordu. İlk maç sonunda bizi küçümser ifadeler atan gazeteler ise Galatasaray Ordu karşısında fos çıktı gibi başlıklar ile çıktı.” diye konuştu.
O zaman şehir takımlarının yerli futbolcular tarafından oluşturulduğunu aktaran Pele Erol, “Bugün yerli futbolcunun pek kıymeti yok ama bana göre olması gerekir. Türk futbolunu bir yere getirecek olanlar onlardır. Karadeniz’de Trabzon’dan sonra futbol sevgisinin en yoğun olduğu yer Ordu’dur. Böyle takımlarda her zaman yerli oyuncular olmalı ve bunlar oyunuyla, hırsıyla, yaşantısıyla diğerlerine örnek ve uyarıcı olmalı. Şimdi futbol oynayan değil topla oynayan oyuncular var. Biz inandık başardık, Orduspor’un bugünkü oyuncuları da başarabilir. Zaten Orduspor böyle Galatasaray gibi takımlara karşı büyük başarılar kazanmış bir tarihe sahiptir. “diyerek sözlerini tamamladı.
Denizli Belediyesi Sevgi Eli Mağazası, 2009 yılında engelli, öğrenci, yaşlı, hasta, yatalak ve maddi durumu iyi olmayan 12 bin kişiye çeşitli yardımlarda bulundu. Belediye Başkanı Nihat Zeybekci, Sevgi Eli’ne yardım eden hayırseverlere mağazayı gezdirerek çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Başkan Zeybekci, burada yaptığı açıklamada hayırseverin bağışlarıyla binlerce ihtiyaç sahibine yardım edildiğini söyledi. Sevgi Eli’nin zamanla ilçelere ve hattâ il dışına bile yardımlarda bulunduğunu kaydeden Zeybekci, “Birkaç yıl önce Antalya’daki yangında bölgeye ulaşan ilk yardım ekibi Sevgi Eli’dir. Yardımlarınız, oradaki nisanları bile sevindirmiştir. Bugün evlenecek geç kızların gelinliğinden çeyizine kadar birçok yardımınız oluyor. Biz bunları ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Yardımlarımızı, ‘Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek.’ mantığıyla yaptık. Sevgi Eli, Denizli’de istisnasız tüm özürlülere ulaşıyor. İhtiyaç duyan tüm vatandaşların ev temizliği ve boya badanası, üç araç ve üç ekiple yapılıyor.” dedi.
Sevgi Eli Mağazası Sorumlusu Selma Yıldız da yardımların hayırseverlerin desteğiyle çığ gibi büyüdüğünü belirterek, “Sevgi Eli’ne 5 bin 500 kişi kıyafet yardımında bulundu, 500 kişi de ev eşyası yardımı yaptı. Biz de bunları ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık.” şeklinde konuştu.
Sevgi Eli, 2009′da 3 bin 906 yardıma muhtaç aileyi evinde ziyaret ederek ihtiyaçlarını yerinde tespit etti, giyecek ve gıda yardımında bulundu. Ramazan ayları ağırlıklı olmak üzere 2 bin aileye, içinde bakliyat, yağ, şeker, un ve tuz gibi yiyecekler bulunan gıda paketleri dağıtıldı. 200 aileye de yakacak yardımı yapıldı. Muhtaç, yaşlı ve yatalak olup temizlik yapamayan ailelerin evleri ve eşyaları temizlenip gerekenlerin boya badanası yapıldı. Muhtaç, yaşlı ve engelli 108 ailenin evi temizlendi. 3 bin 500 aileye, toplam 17 bin 500 parça kıyafet yardımı yapıldı. 456 aileye, 2 bin 790 parça ev eşyası yardımında bulunuldu. Engellilerin bütün işleri görülerek, ihtiyacı olanlara çeşitli yardımlarda bulunuldu.
Başbakan Erdoğan grup toplantısında konuştu.. Herkesin beklediği için yeni zam oranlarıydı..
Milyonlarca emeklinin gözü bugün AK Parti Grup toplantısındaydı.. Başbakan Erdoğan, konuşmasında emekli aylıklarına yapılacak zammı açıkladı:
YENİ ZAM ORANLARI
2010′un ilk 6 ayı için artışlar: - En düşük emekli aylığı %20,4 artacak. - En yüksek emekli aylığı %4,5 artacak.
EMEKLİ MAAŞLARI NE KADAR ARTACAK?
Buna göre emekli aylıkları ilk 6 ay için en az 63 lira, en çok 101 lira artacak. Yılın tamamında ise en az 74 lira, en çok 172 lira artacak.
KİM NE KADAR ALACAK ?
SSK Emeklisi: 683 TL, SSK Tarım Emeklisi: 480 TL, Esnaf Emeklisi: 555 TL, Bağ-Kur Tarım Emeklisi: 380 TL.
İşte Başbakan Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan satırlar:
VARLIK BARIŞI’YLA 1,5 MİLYAR TL VERGİ
2008 sonunda Varlık Barışı uygulaması başladı.. Süre kapsamında 64 bin beyanname verildi. 26 milyar TL yurtdışından 47 milyar TL beyan edildi. Buradan alınacak vergi miktarı 1,5 milyar TL.
“KARANLIK TABLOLAR ÇİZİLİYOR”
Türkiye’de kötümserler karanlık tablo çiziyor. Türkiye güçlü ekonomik yapısı ve güçlü iktidarıyla belirsizlik noktalarını aştı.
Dünya otoriteleri krizden en hızlı çıkan ülke olduğunu söylüyorlar. Dünyadaki genel düşüşle birlikte ihracatımız geriledi. IMF ve OECD, Türkiye için 3,7′lik büyüme tahmini yapıyor.
Karanlık tablolar çiziliyor. 7 yıl boyunca her yıl başında bunu yaptılar. Her seferinde yanıldılar.
ERDOĞAN, ERKEN SEÇİME KARŞI
Seçim demeye başladılar. Bir aklı selim sahibi ve bu ülkeyi seven bir insan bu ifadeyi kullanmaz. Bu Türkiye servdası değildir. Bunların ki “Nasıl bir tuzak kurarım”dır. Artık, 5 yıllık iktidar verilince 3,5 yılda kaçıp giden bir iktidar yok. Bir yerli yatırımcı veya yabancı yatırımcı ülkesinde yatırım yaparken önce istikrara bakar.
Muhalafet, yapacağınızı değil de olumsuzluk için konuşursanız bu millet size oy vermez. 2010 zor geçecek diyorlar, felaket senaryoları çiziyorlar. Gönüllerinden geçeni söylüyorlar.
“2010 DAHA PARLAK BİR YIL OLACAK”
İnanarak söylüyorum; 2010 Türkiye için 2009′dan çok daha parlak bir yıl olacaktır. Başarılarla dolu, itibarının artmaya devam ettiği bir yıl olacak. Tüm hedeflerimizi tuturacağıma inanıyorum.
“VATANDAŞI ENFLASYONA EZDİRMEDİK”
Bunlar (eski iktidarlar) sürekli para bastılar.. Hiçbir zaman milletin cebindeki paraya göz diken bir iktidar olmadık. Biz hiçbir zaman enflasyon denen canavara vatandaşımızı ezdirmedik.
2001 krizi Türkiye’nin iç meselelerinden dolayı oluştu.. Ama bugün Türkiye yüzyılın en büyük küresel krizini tamamen milli politikalarla çözüyor.
Siyaseti kötü yönettiler. Öngörüsüzlük, becerisizliği bedelini ödettiler.. Güya maaşlara zam yapıyorlardı, enflasyon ve vergi artışlarıyla çok daha fazlasını geri alıyorlardı.
“BANKALARI BİZ BATIRMADIK..”
Bizi izleyenlere sesleniyorum, devletin borçlanma faizi %63 idi. Tek haneli rakama indi.. Aradaki fark çok açık ortada. Bu fark halkımızın cebinde kaldı. Enflasyon %30′du. Şimdi % 6,5.. Biz olmasaydık, enflasyon sürecekti. Esnaf Halk Bankası’ndan kredi alıyordu. %46 faizle.. Şimdi o da tek haneli rakamda. Ziraat Bankası çifçiye %59 ile borç veriyordu. Yine tek haneli rakamlarda..
Bizler bu bankalarımızı da batırmadık. Koskoca Ziraat Bankası, Halk Bankası çöküşe gidiyordu.. Biz onların batmasına izin vermedik.
“NEMA VE KEY ÖDEMELERİ BİZ YAPTIK”
Emekli vatandaşlarımızın gözü kulağı şu anda burada.. 7 yıllık iktidarlarımız boyunca çalışanların ücretleri ve hakları konusunda hassasiyetle davrandık.
İktidara geldik, Nema ödemelerini gördük. Yıllarca kesinti yapılmış, 13,5 katrilyon (13,5 milyar TL). Devlet işçisine-memuruna borçlu kalamaz dedik. Kuruşu kuruşuna hak sahiplerine biz ödedik.
Bunlar Tekel işçisini seviyorlardı da niye ödemediler. KEY kesintilerini biz gündeme getirdik. Doğru düzgün bir kayıt bile yapılmamış. Ulus’ta Emlak Bankası’nın tozlu arşivlerinden çuvallar açıldıç. Tek tek belirlendi.. Bunlar böyle soymuşlar vatandaşı. 5,5 milyon kişiye 2,5 milyar ödeme yaptık. Kalanları da ödeyip bu borçtan kurtulacağız
Bunu kim yaptı? CHP, MHP, Anap mı yaptı? Biz yaptık biz, AK Parti iktidarı.. 1 Mayıs bu hükümet döneminde resmi tatil ilan edildi.
Muhalafet hep bunların üzerine saldırıyor. Onların üzerinde risk yok. Bol keseden atıyorlar.
Bizim paramızın bir değeri olacak. Şimdi TL denildiği zaman durum farklı..
“TEKEL İŞÇİLERİNİN EYLEMİ İDEOLOJİKTİR”
Tekel işçilerinin yürütüğü eylemi, istismar edenlere soruyorum. Siz işçi için ne yaptınuz? İşçi ve emekçiyi bu kadar severdiniz de şu NEMA, KEY niçin ödenmedi ? İşçinin demokratik hakları bu kadar umrunuzda mıydı? Yapılan sadece istismardı..
Tekel işçileri olayı tamamen ideolojiktir. Bir anamuhalefet partisinin genel başkanı, Türk-İş önünde toplanan eylemcilere partimin otobüse almak ve partime götürmek isterim der mi yahu. Partinin damgalı otobüsüyle götürmekle göya oy devşirecek.. Ben isterdim ki o işçilerden çıkıp “sen bize ne verdin” diye sorsun!
Tekel işçileri bizden ne istedi; 10ay 11 olsun dediler.. 11 ay yaptık. İlkokul mezunlarının maaşlarını %17,4 arttırdık, 772 TL’ye çıkardık. Bizden önceki hükümetlerin yaptığını yapmadık. Biz meseleye en başından beri işe samimiyetle yaklaştık.
O zaman yapmak istedikleri ne; “Biz bunların hiç birini istemiyıoruz. Bizi başka yerde çalıştır.” Devlet başarıyla yönetilmeli.. Popülizm yapmadık. CHP-MHP milletvekilleri bu kardeşlerimizin arasına katıştı, bağırdı çağırdı.
Boş depolarda 10 bin kişi istihdam ediliyor yahu yazık günah değil mi? Tekel işçisi kardeşlerin bunu iyi görmelerini, samimiyetimizi görmelerini istiyorum.
BAYKAL’A “SEKA” ESPİRİSİ..
Sayın Baykal bir zamanlar Seka’ya da gitti. Burayı kimse kapayamaz.. Sayın Baykal git Seka parkında iyice dinlen. Orası da müze oldu. Bunlar hp popülizmin peşinde..
EMEKLİLERE ZAM
Emekli vatandaşlarımıza da haklarını teslim ediyoruz. Önceki hükümetlerden farklı olarak deverim niteliğinde düzenlemeler yaptık.
Emekli maaşları bir önceki ayın TÜFE oranlarına bağlandı.. Öyle olmasaydı, bugün emeklilerimiz sadece enflasyon oranında bir artış oalcaktı.
En düşük SSK emeklisinin maaşı reel bazda %27,6. BağKur aylığı %71,7 ve memur emekli aylığı %15,8 artıtı. Bunlar enflasyondan ayrı artışlar.
Emekli aylıkları yeniden belirlendi. 2010′un ilk 6 ayı için en düşük emekli aylığı %20,4, en yüksek emekli aylığını da %4,5 oranında artıtırıyoruz.
Buan göre emekli aylıkları ilk altı ay için en az 63 lira, en çok 101 lira arttı. Yılın tamamında ise en az 74 lira, en çok 172 lira arttı.
Yeni maaşlar: SSK Emeklisi: 683, SSK Tarım Emeklisi: 480, Esnaf Emeklisi: 555, BağKur Tarım Emeklisi: 380.
İŞSİZLİK İÇİN YENİ MÜCADELE
İşsizlikle mücadelede yeni bir projemiz var.. Yeni sitihdam sağlayan işverenlerin sosyal güvenlik prim paylarını 2010 yılı boyunca biz ödeyeceğiz.
“ANTİDEMOKRATİK GİRİŞİMLERİN KARŞISINDAYIZ”
TC, milli egemenlik üzerine tesis edilmiştir. Türkiye demokratik bir cumhuriyet hedeflenmiştir. Bizim antidemokratik her girişim karşısındaki tavrımız bellidir. Bu dik duruşumuzu muhafaza edeceğiz.
Türkiye’nin dmeokratikleşme yolunda kaydettiği başarılar, tüm kurumların desteği ve katkısıyla olur. Hiçbir demokratik unsurun demokrasi karşıtı gibi gösterilmesine yıpratılmasına göz yummayız.
“SUÇ İŞLEYENLER KURUMLARI BAĞLAMAZ”
Kurumlar içinde suç işleyenler olabilir. Bu kişi yada kişiler, tüm kurumu bağlamazlar.
Dedikodu ve söylentiler üzerinen yapılan her türlü yorum kurumlarımızı da haksız eleştirilerin odağı haline getiriyor. Meseleyi farklı yönelere çekip, demokrasiye ve ülkemize haksızlık ve insafsızlıktır.
“KURUMLAR BİRBİRİYLE ÇATIŞMIYOR”
“Kurumlar birbiriyle çatışıyor” şeklinde yorumlar yapılıyor. Böyle bir şey yok.. Kurumlarımız, uyum ve koordinasyon içindedir.
Bizim 86 yıllık demokrasi yolcuğumuz defalarca sınandı. Bu sınavlarda sınıfta kalanlar hatırlanmıyor.
“DEMOKRATİK AÇILIM”DAN DAHA GÜZEL NE OLABİLİR?
Biz ne diyoruz; milli birlik ve kardeşlik projesi diyoruz. Bundan daha güzel ne olabilir? “Demokratik açılım süreci” diyoruz, bundan daha güzel ne olabilir? Tabutlar niçin geliyor..
“BAHÇELİ, SEN NASIL SİYASETÇİSİN?”
Bugün Sayın Bahçeli konulşuyor. Kandil’e karşı ne yapıldı diyor.. Operasyonları takip etmiyor musun? Nasıl siyasetçisin sen?
AÇILIM SÜRECEK..
Tarih Gazi Mustafa Kemal’i, Adnan Menderes’i, Turgut Özal’ı hayırla yad ediyor. Ama kimlerin hatırlanmadığını siz iyi biliyorsunuz.
Bu süreci, paneller ve konferanslarla sürdüreceğiz. 2010′da yeni kazanımlar elde edeceğiz. 2010 yılında açılım sürecini tüm Türkiye’ye anlatacağız. Bu süreci nihayete erdırmeye kararlıyız.
BDP’YE ÇAĞRI..
BDP’nin sağduyulu ve sorumlu bir siyaset izleyeceğini inanıyorum.
TFF, Kayseri Büyükşehir Belediyesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Erciyes Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nun destek verdiği projeye Kayseri’deki 11 eğitim kurumundan 164 öğrenci katıldı.
Erciyes Üniversitesi BESYO öğrencileri eşliğindeki 5 haftalık temel futbol eğitimleri sonrasında Zihinsel Engelliler Futbol Ligi organizasyonu yapılacak.
Her hafta pazartesi günü 10.00-15.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek eğitimlerin amacının zihinsel engelli çocukların eğlenceli ve etkin bir hayat sürdürmelerine katkı sağlamak olduğunu bildirildi.
Açılış töreninde konuşan Büyükşehir Belediyesi BEF Genel Koordinatörü Refik Tuzcuoğlu, Türkiye’de 8 milyona yakın özürlü olduğunu, bu vatandaşların sosyal hayata kazandırılması gerektiğini söyledi.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’nin İstanbul’da bulunduğu için bu toplantıya katılamadığını belirten Tuzcuoğlu, belediye olarak Kayseri’de özürlüler için birçok yatırımlar yaptıklarını kaydetti.
Tuzcuoğlu, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin yüzlerce engelliye akülü araç dağıttığını ve özürlü vatandaşlara ulaşım konusu dahil olmak üzere birçok konuda yardımda bulunduğunu söyledi.
Konuşmaların ardından, proje kapsamındaki ilk eğitim programı başladı.
Engelli doğan Ömer Ak, Türkiye’de engelli olmanın verdiği doğal zorlukların dışında bir de elleri ile futbol oynuyor. Kendisini kimsenin anlamadığını ve insanların kendisine acıyan gözlerle bakmasını istemediğini anlatan Ak, en büyük isteği ise Fenerbahçeli Alex’ten forma ve top almak olduğunu söyledi.
13 yaşındaki Ömer Ak, Mehmet Akif İnan İlköğretim okulu 6.sınıfında eğitim görüyor. Engelli Ömer Ak, elleri üstünde verdiği yaşam hikayesini anlattı. Her hafta halı saha maçlarında top çalıp, attığı şutlarla goller kaydeden engelli genç, kendisi gibi olanlara da yaşama sevinci ve azmiyle örnek oluyor.
İlk başlarda arkadaşları tarafından yadırganan Ömer Ak, zaman ilerledikçe hem elleriyle top oynamaya alıştı hem de önyargıları yıkarak çevresine örnek oldu. Ak, engelli olanların da azimleriyle her şeyin üstesinden gelebileceklerini söyledi.
Arkadaşları ile top oynayarak eğlendiğini söyleyen Ömer Ak, “Top oynayarak ellerimi daha da güçleştiriyorum. İleride belki basketbola katılacağım. 8 yaşından beri ellerimle top oynuyorum. Köyde kalıyordum. Orda arkadaşlarım vardı. Onlarla birlikte oynuyorduk. Buraya da 5 yıldır gelmişim. Burada arkadaşlar edindim kendime, onlarla top oynuyoruz. Okuluma da devam ediyorum.
Büyünce öğretmen olmak istiyorum. İnşallah başaracağıma da inanıyorum. Bu duruma alıştım. Ayaklarımdaki bütün güç sanki ellerimde toplanıyor. Sınıflar arası okulda top oynuyorum. Ama okullar arası oynayamıyorum. Çünkü arkadaşlar büyük olduğu için, birde öğretmenler bana bir şey olmasından korktuğu için beni oynatmak istemiyorlar. Bende onların sözünü dinliyorum. En sevdiğim futbolcu ise Fenerbahçe’de top koşturan Alex’tir. Alex’in imzalı bir formasını istiyorum kendisinden. Arkadaşlarımla top oynadığım zaman onlar top bendeyken üstüme fazla gelmiyorlar. Geldikleri zaman topu vuracakları sırada ayakları havaya kalkıyor. Bende yerde olduğum için ayakları ağzıma veya burnuma gelmemesi için anlayışla davranıyorlar. Topu alabiliyorlarsa beni incitmeden alabiliyorlar” dedi.
Ömer’in arkadaşı ise arkadaşından mutlu olduğunu ifade ederek, “Onunla arkadaş olmak dünyanın en büyük zevk verici bir durumdur. Ne biz rahatsız oluyoruz nede kendisi bu durumdan rahatsız oluyor. Biz ayakla oynamamıza rağmen onun gibi oynayamıyoruz” dedi. Ömer’in başka bir arkadaşı ise, Ömer’i iki yıldır tanıdığını belirterek, “Ömer ile arkadaş olduğum için çok mutluyum. O bizden daha güzel top oynuyor” şeklinde konuştu.
Türkiye Tekerlekli Sandalye Basketbol Birinci Ligi’nde mücadele Ordu Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı oyuncuları ”Dumasız Spor” Projesine sigara kırarak destek verdi.
Ordu Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı yarın kendi sahasında oynayacağı Kırklareli maçı öncesi Atatürk Spor Salonunda antrenman yaptı. Antrenman öncesi takım, İstanbul’da Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) merkezinde tanıtılan ”Dumansız Spor” Projesine ellerindeki sigaraları kırarak destek verdi.
Ordu Bedensel Engelliler Spor Kulübü Başkanı Cevat Karagöl, spor sahalarında antrenör ya da sporcuların sigara içmelerinin topluma kötü örnek olduğunu söyledi. Ordu Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı olarak başlatılan kampanyaya destek olmak amacıyla takım halinde sigara kırdıklarını söyleyen Karagöl, şöyle devam etti:
”Bu proje, sigara dumanının spora yaptığı olumsuz etkiyi ortadan kaldırmak için yapılan bir çalışma. Sporcu sağlığını da son derece yakından ilgilendiren bu konuda hepimiz el ele verip güç birliği yaparak spor alanlarını dumansız bir hale getirmeliyiz. Dumansız Spor Projesi çok yerinde, umarız sporun her alanında etkili olur. Bizler de Ordu Bedensel Engelliler Spor Kulübü çatısı altında faaliyet gösteren her branşta bu projeye destek vererek üzerimize düşeni yapacağız. Bütün spor camialarının konuya bizler gibi hassasiyet göstermesini bekliyoruz. Sigara içen sporcular ve antrenörler topluma kötü örnek oluyor.”
Özellikle engelli sporcular üzerinden topluma mesaj vermeye çalıştıklarını da ifade eden Karagöl, ”Herkes bizler gibi engellilerden ibret almalı. Çünkü sigaranın spora olumsuz etkisi olduğu kadar insan sağlığına da zararları vardır. Türkiye’de birçok kişi içtikleri sigaralar yüzünden bacağı ya da kolu kesilerek özürlü kalıyor. Bu konuda da bu projenin olumlu yönde etkili olacağınız düşünüyorum” dedi.
Karagöl, sigaranın spor faaliyeti yapılan hiçbir alana girmemesini istediklerini sözlerine ekledi.
AK Parti Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, “Engelli kardeşlerimizi engelsiz bir Malatya’da, engelsiz bir Türkiye’de, engelsiz okullarda okutmak istiyoruz” dedi.
AK Parti Malatya Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Ömer Faruk Öz, Türkiye Beyazay Derneği Malatya Şubesi’ni ziyaretinde engellilere yönelik önemli açıklamalarda bulundu.Öz, ziyareti sırasında yaptığı açıklamada resmi kayıtlara bakıldığında ülkemiz nüfusunun yüzde 12,29 gibi büyük bir kısmını oluşturan engelli vatandaşlarımızın eğitimi konusunda herkesin duyarlı ve hassas olması gerektiğini belirtti.
2010 yılında 38 bin 200 engellinin istihdam edileceğini hatırlatan Öz, ““Yarın bizlerde hayata engelli bir şekilde başlayabiliriz. Bunun için toplum olarak hep birlikte engellilere yönelik projelere destek vermeliyiz.” dedi. Hükümetin engelliler ile ilgili yaptığı çalışmaları açıklayan AK Parti Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, “2005 yılında engellilerle ilgili bir yasa çıkartıldı. Akabinde kararname çıkarıldı. Bu kararname ile engelli kardeşlerimize birçok imkanlar sağlandı. Aylık konular, vergi muafiyetleri ve rehabilitasyon merkezleri açılması gibi birçok konuda ilkler yaşandı. Ama bunlar yeterli değil. Ülkenin gerçekleri doğrultusunda, okullarımızda hastanelerimizde diğer öğrencilerle beraber, engellilere ayarlanmış araç gereçlerle donatılması daha önemli. Bu da hükümetimizin projesidir. Engeliler de engelsizlerle aynı ortamı paylaşmalı. Ancak engelli insanlarımızın faydalanacağı mekanlar da oluşturulmalıdır” dedi. Engelliler ile ilgili çalışmalarına aralıksız devam edeceklerini sözlerine ekleyen Öz, “18 yaşından büyük engellilere maaş bağlandı. 18 yaşından küçük engellilerin ailesine maaş bağlandı. Engelli çocuğu olan çalışan hanımefendilerin 5 yıl daha erken emekli olmaları gündeme geldi. Evde bakım ücretleri imkanı sağlandı. Bunun gibi birçok haklar verildi. Ancak yapacak daha çok işimiz var.” şeklinde konuştu. Öz, konuşması sırasında iktidara gelmeden önce özel sektörde engellilerin istihdamının yüzde 2 iken, şu an yüzde 3′e çıkarıldığını ve kamuda da yüzde 3′ten yüzde 4′e çıkarıldığına da değindi.
Share this page X