Belediye Uyarı Cihazının Sesini Kısınca Özürlüler Yolunu Şaşırdı

BüyükÅŸehir Belediyesi’ne baÄŸlı Eshot ve İzulaÅŸ ÅŸirketleri, otobüslerindeki sesli ikaz sistemlerinin sesini kıstı. Türkiye Beyaz Ay DerneÄŸi İzmir Åžube BaÅŸkanı Salih Arıkan, belediyenin aldığı karara tepki gösterdi.

Tek başına topluma girmeye çabalayan birçok özürlü vatandaşın, sudan çıkmış balık gibi ÅŸaÅŸkın bir ÅŸekilde ortada kaldığına dikkat çeken Arıkan, “İzmir’de 200 bine yakın özürlü vatandaÅŸ yaşıyor. Bunların 35 bini, günlük toplu taşım araçlarını kullanıyor. Özürlü insanların hepsinin yanında birer refakatçi bulunmuyor. BaÅŸkan KocaoÄŸlu, seçimden önce işçilerine verdiÄŸi zamma kaynak mı oluÅŸturmak istiyor? Kendisinden özürlüler adına rica ediyorum ve bu cihazların sesinin tekrar açılmasını istiyorum.” dedi.

BüyükÅŸehir Belediyesi yetkilileri ise cihazların sesini kısmalarında, vatandaÅŸlardan gelen taleplerin etkili olduÄŸunu açıkladı. Otobüslerdeki vatandaÅŸların yoÄŸun tepkisiyle karşılaÅŸan ÅŸoförlerin, sistemin sesini kısmak zorunda kaldığını kaydeden yetkililer, uygulamayı ÅŸu sözlerle savundu: “İkaz sistemlerinin sesinin kısılması, maalesef toplumun engelliye bakışıyla ilgili sosyolojik bir durumdur.”

Beyaz Ay DerneÄŸi Åžube BaÅŸkanı Salih Arıkan, ayrıca BüyükÅŸehir Belediyesi’nin özürlülere toplu taşım araçlarını kullanmaları için yıllık 750 kontör sınırlamasına da karşı olduklarını anlattı.

Kendilerine verilen yıllık 750 kontörün günlük toplu taşım araçlarına iki kez binmelerini sağlayacağını kaydeden Arıkan, şubat ayında başlayacak yeni tarifenin de kendilerini zora sokacağını ifade etti.

Özürlülerin yanında toplu taşım araçlarına binen refakatçilerin de gelecek ayla bu haktan mahrum bırakılacağını kaydeden Salih Arıkan, şöyle konuÅŸtu: “Mevcut uygulamaya göre refakatçiler, özürlülerle birlikte binerse bilet kullanmıyordu. Bunu suistimal edenler olmuÅŸ olabilir. Birkaç kiÅŸinin yaptığı hukuksuzluk için tüm özürlülere Ceza verilmemeli. Özürlülere verilen hakların geri alınması BüyükÅŸehir Belediyesi’ne ekonomik katkı saÄŸlamaz.”

Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ise ulaşım kartlarında 750 kontör sınırlamasının uygulanacağını kabul etti. Belediye yetkilileri, 90 dakika içinde tek bilet uygulaması göz önünde bulundurulduğunda, bu sınırlamanın çok da geçerli olmadığını savundu. Refakatçisiz seyahat edemeyecek durumda olan engelliler için refakatçilerinin de ücretsiz binebilmesi uygulamasına devam edileceği bildirildi.

Hakan Aysev’den ABD BüyükelçiliÄŸinde Engelliler için Konser

Ünlü tenor Hakan Aysev, ABD BüyükelçiliÄŸi’nin konutunda engelliler yarınına konser verecek.

Ümitköy Lions Kulübü ile ABD BüyükelçiliÄŸinin desteÄŸiyle Hakan Aysev’in vereceÄŸi konser 8 Åžubat Pazartesi günü gerçekleÅŸtirecek. ABD Büyükelçisi James Fraklin Jeffrey’in eÅŸi Gurdun Jeffrey ev sahipliÄŸinde gerçekleÅŸtirilecek konserin tüm gelirleri engelliler ve eÄŸitim burslarında kullanılacak.

Konsere giriş ücreti ise 50 TL olarak belirlendi.

Hakkari Kültür Sanat Eğitim Merkezi Açıld

Hakkari ValiliÄŸi Kültür Sanat ve EÄŸlence Merkezi’nin açılışına Vali Muammer Türker, Vali Yardımcısı Yılmaz Kurt, İl Milli EÄŸitim Müdürü Ömer Bulut, kurum ve kuruluÅŸ amirleri ile okul müdürleri katıldı.

Açılış töreninde konuÅŸan Vali Muammer Türker, “Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi kapsamında Hakkari iline tahsis edilen bir projeyi istifade etmek suretiyle Hakkari ValiliÄŸi olarak biz de Kültür sanat ve eÄŸlence kompleksi merkezini açmanın mutluluÄŸunu yaşıyoruz. Merkezimizde ilk yapılmaya baÅŸlandığında bir tahsis ön görüldü. Hakkâri’de gençlerimizin, öğrencilerimizin, bayanlarımızın, çocuklarımızın gidebileceÄŸi kültür sanat merkezleri çok fazla yok. Bu ihtiyacımızı karşılayacak bu merkezimiz, eÄŸitimi destekleyen yan dalları açısından da hizmet verecek. Aynı zamanda evinde Sbs gibi ÖSS gibi sınavlara hazırlanma imkanı bulamayan öğrenci kardeÅŸlerimiz kütüphanenin imkanlarından istifade ederek kendi geleceklerini bir anlamda garanti altına alacak.”

Vali Türker, gerek kamu kurumlarını gerekse sivil toplum kuruluÅŸlarını ilgilendiren sosyal amaçlı projelerin önümüzdeki bir ay içinde hayata geçebileceÄŸi müjdesini verdi. Türker, “Kadınlara yönelik, gençlere yönelik, çocuklara yönelik, genç kızlarımıza yönelik iÅŸ edindirme ya da sosyal, kültürel hayatı daha aktif hale getirme amaçlı SODES kapsamında bazı projeleri hayata geçirmiÅŸ olacağız. Bu merkezimizde emeÄŸi geçen arkadaÅŸlarıma, İçiÅŸleri Bakanlığı yetkililerine, vali yardımcısı arkadaşıma, Milli EÄŸitim teÅŸkilatına, Hakkari EÄŸitimciler DerneÄŸi’ne teÅŸekkür ediyorum. Bu tesisin Hakkari’ye burada yaÅŸayan gençlerimize, bayanlarımıza, öğrenci kardeÅŸlerimize hayırlı uÄŸurlu olmasını temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Hakkari EÄŸitimciler DerneÄŸi (HED) BaÅŸkanı Serdar Batmaz ise merkezde; Hakkari merkezde yaÅŸayan eÄŸitimden mahrum kalan gençler, öğrenciler, kadınlar, çocuklar, engelliler kısacası her kesime hitap eden sosyal, kültürel, sanatsal, sportif ve eÄŸlenceye dönük çeÅŸitlilik arz eden etkinliklerin yapılacağını söyledi. Batmaz, ayrıca özellikle bayanların istihdamına yönelik mesleki kursların düzenleneceÄŸi ve dar gelirli ailelerin çocuklarının Sbs ve ÖSS’ye hazırlanmasına imkan sunulacağını ifade etti.

Engelli Sporculara Samsun İl Özel İdaresi’nden Akaryakıt DesteÄŸi

Konuyla ilgili açıklama yapan İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Aslan Karanfil, engelli vatandaşların toplumla bütünleşmesini sağlayacak araçlardan birisinin de engellilerde sporun yaygınlaştırılması olduğunu vurguladı.

Bunun için önemli destekler saÄŸladıklarını ifade eden Karanfil, “İlimizin tanıtımı anlamında önemli iÅŸlev üstlenen ve engelliler alanında faaliyet gösteren engelli spor kulüplerinin deplasman müsabakalarında gereksinim duydukları akaryakıt ihtiyaçlarının karşılanması hakkındaki İl Özel İdaresi Ar-Ge Daire BaÅŸkanlığı’nın teklif yazısı encümende okunmuÅŸ ve 2010 yılı için ihtiyaç duyulan 5 buçuk tonluk akaryakıtın İl Özel İdaresi’nce karşılanması oy birliÄŸi ile kabul edilmiÅŸtir.” ifadelerini kullandı.

Karanfil, Samsun’da faaliyet gösteren 6 spor kulübünden üç tanesinin takım sporlarında ağırlıklı olarak deplasmanlı liglere katıldığını ve ÅŸehri temsil ettiÄŸini de sözlerine ekledi.

Akaryakıt desteÄŸi verilecek spor kulüpleri ise ÅŸunlar: Ampute Futbol Süper Ligi’nde ve Tekerlekli Sandalye Deplasmanlı 1.Ligi’nde bulunan Engelli Gücü Spor Kulübü, Ampute Futbol Süper Ligi’nde ve Tekerlekli Sandalye Basketbol Bölgesel Lig C Grubu’nda yer alan Bedensel Engelliler Spor Kulübü, 19 Mayıs İşitme Engelliler Spor Kulübü, Altı Nokta Görme Engelliler Spor Kulübü, Amisos 55 Engelliler Gençlik ve Spor Kulübü ve Ekspres Engelliler Spor Kulübü

Engellilerle İlgili Eksiklikler Giderilecek

YÖK Üyesi Prof. Dr. Atila EriÅŸ, tüm üniversitelerde engelli öğrencilerle ilgili eksikliklerin 2012 yılına kadar tamamlanması gerektiÄŸini belirterek, bu kapsamda, her üniversitede bir ‘özürlü öğrenci birimi’ kurulacağını, engelli öğrencilere hitap edecek bir web sayfasının oluÅŸturulacağını, bu öğrencilerle ilgili fiziksel ve yapısal önlemlerin alınacağını bildirdi.

Üniversitelerin rektörlerinden ve temsilcilerinden oluÅŸan ÜAK, Bilkent Üniversitesi Rektörü ve Kurul BaÅŸkanı Prof. Dr. DoÄŸramacı BaÅŸkanlığında, Bilkent Otel’de toplandı.
Toplantının açılışında konuÅŸan DoÄŸramacı, toplantı gündemine iliÅŸkin bilgi vererek, YÖK Üyesi Prof. Dr. Atila EriÅŸ’in ‘Türkiye Yükseköğretim Yeterlilikler Çerçevesi’ hakkında bir sunuÅŸ yapacağını söyledi.

Prof. Dr. EriÅŸ, yaptığı sunumunda, ‘Bologna’ sürecinin iki önemli aÅŸamasının ulusal yeterlilikler ve akademik akreditasyon olduÄŸunu belirtti. Bu konuda özellikle son bir yıl içinde çok önemli mesafe kaydedildiÄŸini vurgulayan EriÅŸ, bugüne kadar yapılan faaliyetlere katkı saÄŸlayan rektörlere teÅŸekkür etti.

Ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeylerinin ‘Türkiye Yükseköğretim Yeterlilikler Çerçevesi’nin tamamlandığını anlatan EriÅŸ, ‘Alan yeterlilikleriyle ilgili mevcut eÄŸitim konseylerimizin her alan için önereceÄŸi konuyu bilen altışar dekandan oluÅŸacak heyetlerin YÖK tarafından oluÅŸturulacak çalışma gruplarında yer almaları saÄŸlanacak ve bu çalışma grupları, alan yeterlilikleri için çalışmalara baÅŸlayacaklardır’ diye konuÅŸtu.
Tüm üniversitelerin bu sürece aktif olarak katılmaları gerektiğini söyleyen Eriş, bu sürecin tüm üniversitelerde ve tüm programlarda tamamlanma tarihinin 2012 olarak kararlaştırıldığını bildirdi.

Yeterlilikler çerçevesinin alanlar ve programlar itibarıyla deÄŸerlendirilmesinin akademik akreditasyon saÄŸlanacağını söyleyen EriÅŸ, bu kurumun bağımsız bir Sivil Toplum KuruluÅŸu olacagını belirtti. Kurumun kuruluÅŸ çalışmalarında da son aÅŸamaya gelindiÄŸini ifade eden EriÅŸ, böylece Türkiye’nin Bologna sürecindeki en önemli iki aÅŸamasının da tamamlanacağını kaydetti.

Yükseköğretim kurumlarında engellilerle ilgili yapılması gereken çalışmalara da deÄŸinen EriÅŸ, bu konuda YÖK bünyesinde ‘Özürlü Öğrenci Komisyonu’ kurulduÄŸunu hatırlattı. Avrupa BirliÄŸine entegrasyon sürecinde bu konunun önemli olduÄŸuna iÅŸaret eden EriÅŸ, ‘Engelli öğrenciler konusundaki eksikliklerimizin de 2012′ye kadar tüm üniversitelerimizde tamamlanması gerekmektedir’ dedi.

Mevcut mevzuat itibarıyla bir rektör yardımcısının sorumluluÄŸunda her üniversitede, bir ‘özürlü öğrenci birimi’ kurulacağını anlatan EriÅŸ, engelli öğrencilere hitap edecek bir web sayfasının oluÅŸturulacağını, bu öğrencilerle ilgili fiziksel ve yapısal önlemlerin alınacağını kaydetti.

Prof. Dr. EriÅŸ, ‘2012′ye kadar tüm bu çalışmalarımızın bitmesi lazım. Özellikle üniversiteler özerkliÄŸe geçiÅŸin en önemli ayaklarından birisi olan yeterlilikler ve akademik akreditasyonun tam olarak yerine getirilmesi sanıyorum gerçek anlamda özlediÄŸimiz Magna Carta ilkeleri çerçevesindeki üniversite özerkliÄŸine yaklaşımın en önemli adımı olacaktır’ diye konuÅŸtu.

Parmakları ile Kur’an Okuyacaklar

Ordu’da İlk Kez Düzenlenen Etkinlikte Görme Engelliler Parmakları ile Kur’an-ı Kerim Okuyacak.

Ordu’da ilk kez düzenlenen etkinlikte görme engelliler parmakları ile Kur’an-ı Kerim okuyacak.
Görme Engelliler Haftası nedeniyle cuma günü yatsı namazının ardından Yalı Camii’nde halka açık düzenlenecek etkinlikte, görme engelliler ilginç bir etkinliÄŸe imza atacak. EtkinliÄŸin Ordu’da bir ilk olduÄŸu kadar Türkiye’de de çok fazla örneÄŸi bulunmadığını aktaran Ordu Görme Engelliler DerneÄŸi BaÅŸkanı Vedat Yavuz, içinde bulunulan haftanın Görme Engeliler Haftası olduÄŸunu hatırlattı. Görme engeliler olarak hayatın her alanında olduklarının bilinmesini istediklerini aktaran Yavuz, “İnsanlar bizi görünce acısın istemiyoruz. Biz de görme engelli olabiliriz, ama bizim de yaptığımız, yapabileceÄŸimiz, baÅŸarabileceÄŸimiz iÅŸler var. Bu iÅŸleri yaparken insanları yanımızda görmek istiyoruz. Onları bize acırken deÄŸil bize destek verirken görmek istiyoruz.” dedi.

Yavuz, bir ilki hep beraber yaÅŸamak ve bir ilke tanıklık etmek üzere Orduluları cuma akÅŸamı Yalı Camii’ne beklediklerini sözlerine ekledi.

Uluslararası Tavşan Günü de Olmayıversin

Birleşmiş Milletler bazı özel konulara insanların dikkatini çekmek amacıyla her yılı belirli konulara ithaf ediyor. Ayrıca yıl içindeki bazı günler de belirli konulara adanıyor. Ancak konu seçimi tartışma yaratıyor.

2010 yılında sadece ingiltere’deki seçimler, Dünya Futbol Åžampiyonası, ay tutulması ya da yeni bir NASA projesine tanıklık etmeyeceÄŸiz. 2010 ile birlikte ayrıca iki Uluslararası BM Yılı da baÅŸlamış oldu. Ancak uzmanlar, aynı yılın iki ayrı hatta bazen üç ayrı konuya ithaf edilmesinin, bu konuların etkinliÄŸini yitirmesine yol açacağını düşünüyor. Peki, sizce 2010 hangi konulara ithaf edildi? iÅŸte tahminler:

“Sanırım bu uluslararası açlık ve yoksullukla mücadele yılı.”

“Üzgünüm, hiç bir fikrim yok.”

“Belki de uluslararası seyahat yılı?”

Aslında BM, 2010′u resmi olarak hem Kültürlerin YakınlaÅŸması hem de Uluslararası Biyo-ÇeÅŸitlilik Yılı olarak ilan etti. Ancak her ikisinin de kamuoyu bilincine yerleÅŸtiÄŸi söylenemez.

Aslında sorun insanların ilgisizliÄŸinden ziyade, BM’nin aynı anda çok fazla konuya birden dikkat çekmeye çalışmasından kaynaklanıyor. Geçen yıl, üç konuya ithaf edilmiÅŸti, bu yıl iki ve gelecek yıl da iki tane daha konu olacak. Siyaset uzmanı Johannes Varwick, bunu çok fazla buluyor:

“Uluslararası yıl ve günlerin sayısında muazzam bir artış görüyoruz. insanlar bu kadar çok giriÅŸimle karşı karşıya kalınca, konunun ne olduÄŸunu kavrayamaz hale geliyor.”

Konu sayısında ani artış

ilk uluslararası yıl 1957′de ilan edildi ve jeofiziÄŸe adandı. 1960 ve 70′lerdeki ılımlı gidiÅŸin ardından 80 ve 90′lı yıllarda sayı arttı. Son on yılda ise BM takvimi herhangi bir ÅŸeyle ilgili yıllarla doluverdi. Peki, bu ani artışın nedeni ne? Varwick ÅŸu bilgiyi veriyor:

“Çünkü bazı üye ülke grupları belirli konuları gündeme getirmeye çalışıyor. Buna kim karşı çıkar ki? EÄŸer BM Genel Kurulu’nda olsaydım ve bir ülke “bu yılı patates yılı ilan etmeliyiz” deseydi ben de muhtemelen “tamam” derdim. Bu tür teklifler kimsenin canını yakmıyor, bir zararı yok. Ancak bu, sonuçta ele alınan konuların ÅŸiÅŸirilmesi ve sulandırılmasına yol açıyor. Gündeme çok fazla konu alındığında anlamı kalmıyor.”

1980 yılı kararı

BM, 1980 yılında bu tehlikenin farkına varmış olmalı. Alman BM Cemiyeti Genel Direktörü Beate Wagner, Genel Kurul’un konuların seçimi ve yapısıyla ilgili kurallar hakkında bir karar aldığını belirtiyor:

“Bu kararda, konuların BM amaç ve ilkeleriyle baÄŸlantılı olması öngörülüyor. Ülkelerin çoÄŸunluÄŸunu ilgilendirmesi gerekiyor. Her yılın bir ÅŸeylere ithaf edilmemesi için uluslararası yıllar ilanına ara verilmesi ile ilgili bir karar da alındı.”

70′ten fazla uluslararası gün

Ancak BM, kendi aldığı karara baÄŸlı kalamadı. Uluslararası yıl ilanı BM Genel Kurulu’nda yapılmasına raÄŸmen iÅŸleyiÅŸi tamamen hükümetler, sivil toplum kuruluÅŸları ve toplumun elinde. ve bir yılın BM tarafından bir konuya ithaf edilmesi, o konunun iÅŸleniÅŸini kolaylaÅŸtırıyor. Bu nedenle BM ajandasında 70′ten fazla “Uluslararası Gün” de mevcut. Uluslararası Af Örgütü Almanya Bölümü Basın Sözcüsü David Bartelt, bunların da kontrolden çıkmış olduÄŸuna inanıyor:

“Bugünlerde herkes ve her ÅŸey için bir uluslararası gün var. Uluslararası Öğretmenler Günü, Uluslararası Engelliler Günü… Bunlar önemli günler çünkü dikkatimizi azınlık gruplara, basın tarafından çok fazla odaklanılmayan gruplara çekiyor. Ancak aynı zamanda bir Uluslararası TavÅŸan Günü ya da Uluslararası Portakal günü de var. Korkarım bu uluslararası bıkkınlık gününe dönüşüyor.”

Bitlis Valisi Yılmaz: Eğitim Alanında Başarılı Çalışmalara İmza Attık

Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz, 2009 yılında özellikle eğitim alanında başarılı çalışmalara imza atıldığını söyledi.

Yılmaz, “Toplamda 6 lise, 181 derslik, bin 190 yataklı pansiyon, 3 kapalı spor salonu ve 1 adet atölye yapıldı. Ayrıca 195 derslik, 1030 yataklı pansiyon ve 2 kaplı spor salonunun inÅŸaatı devam ediyor.” dedi.

Makamında gazetecilerle sohbet ederek 2009′u deÄŸerlendiren Vali Yılmaz, hizmetlerin katlanarak artacağını söyledi.

Kentte asayiÅŸi jandarma ve polis zoruyla deÄŸil halkın saÄŸduyusuyla saÄŸladıklarını vurgulayan Yılmaz, şöyle konuÅŸtu: “2009 yılında önemli aÅŸamalar kaydettik. Gerek CumhurbaÅŸkanı’mızın ziyareti, gerekse gelen bakanlarımız, milletvekillerimiz hepsi Bitlis için önemli adımların bir parçası olmuÅŸtur. Sayın CumhurbaÅŸkanı’mızın Ahlat’ı himayesine alması, Bitlis’e hayran kalması sevindirici olmuÅŸtur. Güroymak’ta iki adet süt tankı kurduk. Salça fabrikamızın yapımı devam ediyor. Bunun yanı sıra Adilcevaz’ın meÅŸhur ceviz reçelinin daha saÄŸlıklı bir ortamda üretilmesi için tesis kurduk. İlkbaharda bu fabrikamızda faaliyete geçecektir. Sosyal hizmetler alanında toplum merkezi yapımı inÅŸaatımız devam ediyor. Mevcut kız ve erkek yetiÅŸtirme yurtlarımızda 300 bin TL’ye iyileÅŸtirme çalışmaları oldu. Ayrıca 30 dönümlük bir arazi üzerine engelliler için yaÅŸam merkezi yapacağız, bunun çalışmaları ise inÅŸaat sezonunda ihalesi yapılacaktır.”

Bitlis’te çok sayıda ÅŸifalı su bulunduÄŸunu anlatan Yılmaz, Güroymak’ın Budaklı köyündeki sıcak suyun sadece yıkanmak içinde deÄŸil, iç hastalıkları için de içilebileceÄŸini ifade etti.

Yılmaz, “Yapılan tahlillerde bir çok hastalığa iyi geldiÄŸi kesinleÅŸti. Jeolojik etüt çalışmaları sonrasında kaplıca için yeterli ısı ve suyun bulunduÄŸu anlaşıldı. Burada çok amaçlı bir tesis kurmayı planlıyoruz.” dedi.

33 Sene Önce Galatasaray’ı ElemiÅŸlerdi

Futbol hayatı boyunca savunma oyuncusu olmasına raÄŸmen 650 maçta hiç sarı ve kırmızı kart görmeyerek kırılması güç bir baÅŸarının sahibi olan Pele Erol lakaplı Erol AydoÄŸdu, Orduspor’un 33 sene önce Türkiye Kupası’nda Galatasaray’ı geriye düşmesine raÄŸmen elediÄŸi karşılaÅŸmaları anlattı.

Ziraat Türkiye Kupasında sahasında Galatasaray’ı ağırlayacak olan Orduspor’da nefesler tutuldu. Ordu büyük bir heyecan içinde 23 sene önce karşılaÅŸtığı Galatasaray’ı ağırlamak için hazırlık yapıyor. Bu maç için daha ÅŸimdiden İstanbul’dan bin kiÅŸilik bir kafilenin geleceÄŸi belli olurken Orduspor da maç için özel atkı hazırlattı. Bir kenarında Orduspor diÄŸer tarafından Galatarasay yazan atkılara ve 10 Liradan satışa sunulan atkıya, özellikle dışarıdan gelen seyircilerin ilgi göstererek maç sırasında gösteri yapacağı belirtiliyor. Öte yandan Hünkar Lokantası da Orduspor’un Galatasaray galibiyetini anlatan gazete kupürlerini bastırdı. Ordu Görme Engelliler Spor da devre arasında gösteri yapmak için Futbol Federasyonu’na baÅŸvuruda bulundu.

Ordu’da heyecan içinde pazar günü yapılacak olan maç beklense de herkesin aklında 33 sene önce Türkiye Kupası’nda Orduspor’un yenik düşmesine raÄŸmen Fatih Terim’li Galatasaray’ı eleyerek yarı finale çıktığı maçlar konuÅŸuluyor.

Oynadığı 650 maç ta hiç sarı ve kırmızı kart görmeyerek Ordusporun olduÄŸu kadar Türk futbolunun da unutulmaz isimleri arasında yer alan Pele Erol lakaplı Erol AydoÄŸdu Mart 1977′de oynanan karşılaÅŸmayı anlattı. Orduspor’da 17 yaşında baÅŸladığı futbolu büyük kulüplerin tekliflerine raÄŸmen yine Orduspor’da 1980 yılında futbolu bırakmasının üzerinden geçen 30 sene sonra ilk kez Orduspor forması giyen Pele Erol, tesislere giderek futbolculara baÅŸarı diledi kendilerinin nasıl baÅŸardığını anlattı.

Türkiye Kupası’nda o zaman iki maç oynandığını aktaran Pele Erol, “İlk maç Ordu’da bizim sahamızda oynanacaktı. Kentte büyük bir heyecan vardı, bayram havası yaÅŸanıyordu. Biz maça ciddiyetle hazırlandık. Ömer, ErdoÄŸan, Salih, Güven, Turgay, Seçkin, Cihan, Tuna, Orhan, İsmail ve benim olduÄŸum kadromuz maça bu takıma yenilmeyeceÄŸiz ilkesiyle çıktık. Nitekim ilk maç golsüz berabere bitti. Bunun üzerine o zamanın gazeteleri Galatasaray iÅŸi kolaya aldı, gibi baÅŸlıklar atarak çıktı. Hatta o zaman spor sayfalarında da karikatürler oluyordu. O karikatürlerin birin de Galatasaray karşısında Orduspor aciz olarak gösteriliyordu.” dedi.

Bu küçümseyen yazıların da kendilerini hırslandırdığını aktaran Pele Erol, “Aslında böyle olmamalı, saha bir mücadele alanı kim daha iyi mücadele ederse onun hakkı kazanmak. İstanbul’daki ikinci maça bu hava ile çıktık. Stad tıktık tıklım doluydu çok az 50 kiÅŸi kadar Orduspor taraftarı vardı. İlk yarıyı 1-0 yenik kapattık. Ancak devre arasında birbirimize kenetlendik. Hocamızın da çocuklar size güveniyorum çıkın kendiniz gösterin sözleri ile sahaya çıktık. İkinci yarı bulduÄŸumuz bir golle beraberliÄŸi yakaladık. O zaman karşı sahada atılan bir gol iki gol sayıldığı için Galatasaray’ı eleyerek yarı finale çıktık. Bu günün parası ile 450 Lira Galatasaray’ı eleme prim aldık. Ordu’ya geldiÄŸimiz ise herkes bizi sevgiyle karşılıyor ayakkabıcı olan ayakkabı tuhafiyeci olan gömlek kravat hediye ediyordu. İlk maç sonunda bizi küçümser ifadeler atan gazeteler ise Galatasaray Ordu karşısında fos çıktı gibi baÅŸlıklar ile çıktı.” diye konuÅŸtu.

O zaman ÅŸehir takımlarının yerli futbolcular tarafından oluÅŸturulduÄŸunu aktaran Pele Erol, “Bugün yerli futbolcunun pek kıymeti yok ama bana göre olması gerekir. Türk futbolunu bir yere getirecek olanlar onlardır. Karadeniz’de Trabzon’dan sonra futbol sevgisinin en yoÄŸun olduÄŸu yer Ordu’dur. Böyle takımlarda her zaman yerli oyuncular olmalı ve bunlar oyunuyla, hırsıyla, yaÅŸantısıyla diÄŸerlerine örnek ve uyarıcı olmalı. Åžimdi futbol oynayan deÄŸil topla oynayan oyuncular var. Biz inandık baÅŸardık, Orduspor’un bugünkü oyuncuları da baÅŸarabilir. Zaten Orduspor böyle Galatasaray gibi takımlara karşı büyük baÅŸarılar kazanmış bir tarihe sahiptir. “diyerek sözlerini tamamladı.

Denizli Sevgi Eli 2009 Yılında 12 Bin Kişiye Yardım Etti

Denizli Belediyesi Sevgi Eli MaÄŸazası, 2009 yılında engelli, öğrenci, yaÅŸlı, hasta, yatalak ve maddi durumu iyi olmayan 12 bin kiÅŸiye çeÅŸitli yardımlarda bulundu. Belediye BaÅŸkanı Nihat Zeybekci, Sevgi Eli’ne yardım eden hayırseverlere maÄŸazayı gezdirerek çalışmaları hakkında bilgi verdi.

BaÅŸkan Zeybekci, burada yaptığı açıklamada hayırseverin bağışlarıyla binlerce ihtiyaç sahibine yardım edildiÄŸini söyledi. Sevgi Eli’nin zamanla ilçelere ve hattâ il dışına bile yardımlarda bulunduÄŸunu kaydeden Zeybekci, “Birkaç yıl önce Antalya’daki yangında bölgeye ulaÅŸan ilk yardım ekibi Sevgi Eli’dir. Yardımlarınız, oradaki nisanları bile sevindirmiÅŸtir. Bugün evlenecek geç kızların gelinliÄŸinden çeyizine kadar birçok yardımınız oluyor. Biz bunları ihtiyaç sahiplerine ulaÅŸtırıyoruz. Yardımlarımızı, ‘SaÄŸ elin verdiÄŸini sol el görmeyecek.’ mantığıyla yaptık. Sevgi Eli, Denizli’de istisnasız tüm özürlülere ulaşıyor. İhtiyaç duyan tüm vatandaÅŸların ev temizliÄŸi ve boya badanası, üç araç ve üç ekiple yapılıyor.” dedi.

Sevgi Eli MaÄŸazası Sorumlusu Selma Yıldız da yardımların hayırseverlerin desteÄŸiyle çığ gibi büyüdüğünü belirterek, “Sevgi Eli’ne 5 bin 500 kiÅŸi kıyafet yardımında bulundu, 500 kiÅŸi de ev eÅŸyası yardımı yaptı. Biz de bunları ihtiyaç sahiplerine ulaÅŸtırdık.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Sevgi Eli, 2009′da 3 bin 906 yardıma muhtaç aileyi evinde ziyaret ederek ihtiyaçlarını yerinde tespit etti, giyecek ve gıda yardımında bulundu. Ramazan ayları ağırlıklı olmak üzere 2 bin aileye, içinde bakliyat, yaÄŸ, ÅŸeker, un ve tuz gibi yiyecekler bulunan gıda paketleri dağıtıldı. 200 aileye de yakacak yardımı yapıldı. Muhtaç, yaÅŸlı ve yatalak olup temizlik yapamayan ailelerin evleri ve eÅŸyaları temizlenip gerekenlerin boya badanası yapıldı. Muhtaç, yaÅŸlı ve engelli 108 ailenin evi temizlendi. 3 bin 500 aileye, toplam 17 bin 500 parça kıyafet yardımı yapıldı. 456 aileye, 2 bin 790 parça ev eÅŸyası yardımında bulunuldu. Engellilerin bütün iÅŸleri görülerek, ihtiyacı olanlara çeÅŸitli yardımlarda bulunuldu.