Engellilere Ağız Ve Diş Sağlığı Tedavisine Büyük Destek

Engelli Ve Özürlü Vatandaşlara Ağız Ve Diş Sağlığı Tedavisine Büyük Destek

Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) yaptığı yeni bir düzenlemeyle %40 ve üzeri iş görmezlik raporu bulunan engelli ve özürlü vatandaşlar özel diş hekimi muayenelerinde veya özel ağız diş sağlığı poliklinik ve merkezlerinde yaptırdıkları diş tedavilerinin Türk Diş Hekimleri Birliği Askeri ücret tarifesi üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) tamamını alabilecekler.Konu ile ilgili olarak bir açıklama yapan Sakarya Diş Hekimleri Odası başkanı Dr.Ufuk Aralap,” Engelli vatandaşlarımız, artık çok rahat bir şekil de ağız ve diş sağlığı hizmetlerini hiç bir fark ödemeden özelden karşılayabilecekler. Sağlıkta son dönem de halkımız haklarını hep kaybetti. Ancak bu genelgeyle engelli vatandaşlarımız ilk kazanım oldu ”dedi.
Zihinsel Engelli Öğrencilere Hepatit B Aşısı Yapıldı

Gümüşhane’de geçtiğimiz günlerde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından sağlık taramasından geçirilen Gümüşhane Eğitim Uygulama Okulu….

Gümüşhane’de geçtiğimiz günlerde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından sağlık taramasından geçirilen Gümüşhane Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi Öğrencilerine Hepatit B Aşısı yapıldı.Vali Enver Salihoğlu’ nun okulu ziyaretinde, öğrencilerin bir sağlık taramasından geçirilme isteğini sözlü olarak talimat vermesi üzerine, İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Osman Kaçıran ve beraberindeki ekip, zihinsel engelli 25 öğrenciden biyokimya ve hemogram için kan örnekleri alıp Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde tahlillerini yapmışlardı.

Bu taramada 6 öğrencinin Hepatit B’ ye karşı aşılı olduğunu, diğer öğrencilerin ise aşısız olduğunu tespit ettiklerini söyleyen Dr. Kaçıran, “Bu öğrencilerin de en kısa zamanda hepatit aşılama programına alınacaklarını dile getirmişti. Bunun üzerine İl Sağlık Müdürlüğü tarafından görevlendirilen sağlık memurları zihinsel engelli öğrencilere Hepatit B aşısı yaptılar. 3 doz halinde uygulanacak aşının ilki 22 Ekim tarihinde gerçekleştirilmiş olup ikinci doz 23 Kasım, üçüncü doz ise 22 Ocak’ta gerçekleştirilecek” dedi.

Travma tahribatı ile nasıl baş edilir

Doğal afetler, savaşlar, trafik kazaları, işkence, tecavüz, iş kazaları, saldırıya uğrama, ani gelişen hastalıklar, yakın kaybı ve aldatılmak gibi travmatik olaylar sonrasında neler yaşanıyor?

Doğal afetler, savaşlar, trafik kazaları, işkence, tecavüz, iş kazaları, saldırıya uğrama, ani gelişen hastalıklar, yakın kaybı ve aldatılmak gibi travmatik olaylar sonrasında neler yaşanıyor?

Travma artık sık duyduğumuz bir kavram oldu. Ancak ne travmanın çeşitlerini yeterince biliyoruz, nede etkilerini iyi biliyoruz. Travmanın stres bozukluğu sonucunu nasıl verdiği de bu söyleşimizin çerçevesinde içinde cevabını aradığımız bir soru oldu. Neden ailede psikiyatrik hastalık öyküsü, çocukluk çağı travması, ebeveyn yokluğu, 10 yaşından küçük anne-baba ayrılığı, içe dönüklük, kaygılı-endişeli-vesveseli kişilik yapısı, psikiyatrik hastalık geçirmiş olmak, olumsuz yaşam olayları gibi risk faktörleri taşıyan kişilerin neler yapması gerektiği konularını Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Önen Ünsalver ile irdelemeye çalıştık.

- Travma kavramı giderek çok güncelleşiyor. Öncelikle psikolojik travmadan başlayalım. Psikolojik travma nedir?

Psikolojik travma kişinin güçsüzlüğüyle, bedeninin ve becerilerinin sınırlarıyla yüzleşmesi durumudur.

- Burada kişi ne gibi duygu durum halinde olmaktadır?

Burada karşı koyulamaz bir güç kişiyi çaresiz bırakmıştır. Şöyle örnekleyebilirim. Kaygan zemin yazısını görmenize rağmen koşarsanız düştüğünüzde şaşırmazsınız, çünkü olayı denetleyebilirsiniz, neden düştüğünüzle ilgili bağlantı kurup düşmenize bir anlam verebilirsiniz. Oysa, bir arkadaşınızla yolda neşeli bir şekilde sohbet ederken aniden biri gelip kolunuzdaki çantayı kapıp kaçarsa olayı denetleme, bağlantı kurma ve olayı anlamlandırma gibi başa çıkma becerileriniz felce uğrar.

- Örneklediğiniz tarzda kişinin yaşadığı bir olay sonrasında etkisi devam eder mi, kişinin davranışları ne şekilde olur?

Önemli bir konu… Yaşanan bu olayın etkisi o kadar sarsıcı olabilir ki, bir daha o arkadaşıyla kişi görüşmek dahi istemeyebilir. O semtten her geçişte içine korku dolabilir. Travmatik olaylar, kişiye yoğun çaresizlik ve dehşet hissi yaşatır ve felaket yanıtı oluşturur.

-Travma oluşturan en yaygın olaylar nelerdir?

Özetle söyleyecek olursak; doğal afetler, savaşlar, trafik kazaları, işkence, tecavüz, iş kazaları, saldırıya uğrama, ani gelişen hastalıklar, ani yakın kaybı, tutsak edilme, eş tarafından aldatılmak tipik travmatik olaylardır. Ancak, evinde hiç kötü söz duymaya alışık olmayan bir çocuğun öğretmenince aşağılanması da travmatik etki bırakabilir.

-Travma yaşayan her kişi yaşadığı olaya verdiği tepki aynı mıdır? Tepkiyi belirleyen öğeler nelerdir?

Travmaya verilen tepkiler aynı değildir. Bunu belirleyen özellikler arasında, mağdurun yaşı, cinsiyeti, eğitim seviyesi, kişilik yapısı; travmanın niteliği, şiddeti ve kişi tarafından nasıl anlamlandırıldığı vardır. Travma sonrası sosyal çevrenin ve toplumun verdiği destek vardır ve önemlidir.

-Her travma sonrasında stres bozukluğu gelişir mi?

Travmanın niteliği ve yoğunluğu travma sonrası stres bozukluğunun (TSSB) gelişimi için önemlidir. Ancak bununla birlikte, her travmatik olay yaşayan kişide Travma Sonrası Stres Bozukluğu gelişmez.

-Peki buradaki etken nedir o halde?

Travmatik olay öncesindeki risk faktörleri vardır elbette. Bunlar nelerdir derseniz; ailede psikiyatrik hastalık öyküsü, çocukluk çağı travması, ebeveyn yokluğu, 10 yaşından küçük anne-baba ayrılığı, içe dönüklük, kaygılı-endişeli-vesveseli kişilik yapısı, psikiyatrik hastalık geçirmiş olmak, olumsuz yaşam olayları, kadın olmak gibi risk faktörlerini sayabiliriz.

-Burada yaşanan olayın tekrarlamasının da etkisinden söz etmek mümkün müdür?

Elbette mümkündür. Travmatik olayın şiddetinden daha çok maruz kalma sıklığı psikiyatrik hastalık gelişimini tetikler. Sadece travmaya maruz kalma değil olaya tanık olmak da örseleyicidir, çünkü suçluluk duygusuna neden olur.

-Burayı biraz daha açabilir misiniz?

Tabii. Depremde yakınlarını kaybedenler sadece onları kaybettikleri için acı çekmez, aynı zamanda hayatta kalmanın verdiği suçlulukla savaşırlar. Benzer şekilde, savaşta arkadaşları şehit olmuş ya da sakat kalmış bir kişi sağlam bir bedenle eve dönmekten mutluluk duyamayabilir. Sanki arkadaşlarının ölümüne kendisi sebep olmuş gibidir. Travma sırasında kişinin sergilediği tutum da sonraki ruhsal hastalık gelişimini etkiler. Örneğin tecavüz sırasında pasif kalan kişilerde direnen kişilere göre daha fazla TSSB gelişir. Yani kişi karşısındaki güçle başa çıkmak için ne kadar savaşırsa olayın ruh sağlığına uzun dönemdeki etkisi o kadar az olacaktır. Yaşanan olayın şiddetinin nasıl algılandığı da önemlidir. Asansörde kapalı kalan kişi, dehşete kapılarak artık asla oradan çıkamayacağını ve havasızlıktan boğularak öleceğini düşünürse, hayatının geri kalanında asansöre binmesi çok zor olacaktır.

-Güven sorunu yaşanıyor mu travma sonrasında?

Evet… Sorunuzda dikkat çektiğiniz gibi travmaya maruz kalmış birisi için dünya artık güvenilir bir yer değildir. Özellikle de insan eliyle yapılmış bir travmaya maruz kalmışsa insanlara olan güvenini kaybeder. Her an her yerden bir zarar görmeyi bekleyerek, insanlardan uzaklaşır.

-O halde çevrenin, yakınların durumu ve yaklaşımları önemli?

Travmatik olay sırası ve sonrasında mağdurun çevresindeki yakınlarının verdiği tepkiler önemli. Bu tepkiler ruhsal sorunların gelişiminde de etkilidir. Bu nedenle, yakınlarının destekleyici tutumu, kişinin güven duygusunun onarılmasını sağlar. Böyle bir kişi rahat bırakılmak istediğini söyleyerek ona yardım etmek isteyenleri uzaklaştırmaya çalışsa da, yalnız kalmaması psikiyatrik hastalık gelişimini önleyicidir. Mağdur yaşadığı olayı başka insanlarla paylaşabilirse dünyayı anlamlı hisseder. Bu durumda toplumun verdiği destek de önemlidir.

-Aile içi bir durum ise yaşanan durum değişir sanırım değil mi?

Kuşkusuz öyle… Cinsel saldırı ya da aile içi şiddet durumlarında hukuk yoluyla adalet sağlanması önemlidir. Ancak, hakkını ararken kişi daha çok mağdur olabildiğinden bu tür durumlar polise çok az bildirilmektedir. Saldırgan mağdurdan statü olarak daha yüksekte bulunduğunda travmasını paylaşamadığı gibi saldırganın daha da fazla tacizine maruz kalabilir.

-Travmaya maruz kalan kişi bunu hiç paylaşmayıp sürekli içinde tutması, travma yaşadığı mekanlardan, mahallerden uzak durmasını nasıl değerlendirirsiniz?

Travmatik olayı paylaşmaktan kaçınmak, olayla ilgili mekanlar ve kişilerden uzaklaşmak gibi bir tavır doğru değildir. Ttravmaya bağlı ruhsal hastalık gelişimini olumsuz yönde etkiler bu. Kişi yaşadığı sıkıntıyı ne kadar çok paylaşırsa ve zorlayıcı da olsa ne kadar çok üzerinde düşünürse acısından kurtulması da o kadar kolay olacaktır aslında.

-Travmaya uğrayan kişi herhalde ilk dönemlerde yaşar bunu etkilerini. Klinik pratiğiniz açısından baktığınızda siz neler görüyorsunuz?

Psikolojik bir travma yaşadıktan sonraki ilk bir ay içerisinde bazı ruhsal sıkıntılar yaşanması doğal olabilir. Bazen ilk bir ay ruhsal sıkıntı çok yoğun olabilir.

-Nedir bunlar? Neler yaşanıyor?

Uyku ve iştah bozulabilir, korku ve öfke olabilir. Kabus görülebilir. Vücutta uyuşmalar, aynaya bakınca kendini tanıma güçlüğü ya da çevreyi yabancı algılama gibi belirtiler oluşabilir. Bu duruma akut stres bozukluğu denir ve ilk bir ay içerisinde geçmesi beklenir. Ancak, psikolojik sıkıntı bir aydan daha uzun süre devam ederse travma sonrası stres bozukluğunun geliştiği düşünülebilir.

-Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nun belirtileri nelerdir? Bunları da alabilir miyiz kısaca?

İsterseniz maddeler şeklinde cevaplayayım bu sorunuzu.

1- Yeniden yaşantılama: Olayı tekrar yaşıyormuş hissi, olayın görüntülerinin sebepsiz göz önüne gelmesi (flashback), rüyada görme

2- Kaçınma: Olayla ilgili hafıza kaybı, olayla ilgili yerler ve kişilerden uzaklaşma, olay hakkında konuşmama, içe çekilme, unutkanlık

3- Aşırı uyarılma belirtileri: Gerginlik, uykusuzluk, yerinde duramıyormuş hissi, irkilme, öfke patlamaları, dikkati toplayamama

- Travma sonrasında verilen ruhsal tepki veya belirtiler mutlaka ilk aylarda mı görülür?

Hayır. Bazen travmatik bir olaydan hemen sonra hiçbir ruhsal tepki gözlenmeyebilir. Ancak travmadan 6 ay hatta 20-30 sene sonra bile ruhsal sıkıntılar baş gösterebilir.

-Bu durumda çözülmesi ve yüzleşmesi bakımından kaçınmaya fırsat verilmemeli, öyle mi?

Aynen öyle… Böyle olaylardan sonra yakınlarınızın yanında olmaya ve travmasını konuşmaya paylaşmaya çalışmak faydalı olacaktır. Üzülmesin diye konuyu açmamak iyi bir yol değildir.

-Burada yaklaşım şekli, kullanılan dil önemli mi? Ötekileştirici ve suçlayıcı tavırlar örseleyici ve pekiştirici olmaz mı?

Kesinlikle öyle. Yargılayıcı olmamak gerekir. Örneğin eşinden sürekli dayak yiyen bir kadına “sen de neden eşinden boşanmadın?” demek, o kadının kendini suçlu hissetmesine neden olur. Kadın zaten yaşadığı sıkıntı nedeniyle çaresizlik duygusu içerisindedir ve neredeyse dayak yediği için kendini suçlu hissedecek kadar kafası karışmış bir haldedir.

-Son olarak Travma Sonrası Stres Bozukluğu tedavisi nasıl yapılmaktadır?

Tedavisinde hem ilaç hem de psikoterapi gerekli ve faydalıdır. Travma Sonrası Stres Bozukluğu, sadece beynin değil bütün bedenin çalışmasını olumsuz etkiler. Ayrıca, bazı kişiler acılarını dindirebilmek için alkol ya da uyuşturucu maddeler kullanarak bir nevi kendi kendilerini tedavi etmeye çalışırlar ki, bu durumda alkol ve diğer madde bağımlılıkları gelişecektir. Bu nedenle ilaç tedavisi çok önem taşımaktadır. Seçilecek psikoterapi yöntemi kişiye göre değişecektir, ancak Marmara depreminden sonra edinilen deneyim, EMDR (göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme) denilen yöntemin travmatik anılardan kurtulmada hızlı etki gösterdiğine işaret etmektedir.

Yapay sinir geliştirildi

ABD’li uzmanlar ‘cyber nerves’ (yapay sinir) geliştirdi.

ABD’li uzmanlar ‘cyber nerves’ (yapay sinir) geliştirdi.

Hayvanlarda denenen sinir sisteminde yeni hücrelerin gelişimine katkıda bulunan tekniğin, protez kullanan engelli kişilerin dokunmasını ve hissetmesini sağlayacağı belirtildi.

Yapay sinir sistemini hayvanlar üzerinde deneyen araştırmacılar, bunu insanlara da uygulumayı umuyor. Yapay sinir aracılığıyla, protez el kullanan insanların, örneğin kahveyle dolu bir fincanın sıcak olup olmadığını hissedebilecek.

Yapay sinir, bilimde devrim yaratan ve elektriği kablo gibi iletebilen bir materyal olan Pedot’tan üretildi. Bu materyal, yeni hücrelerin üretimini de teşvik ediyor. Michigan Üniversitesi’nde görevli estetik cerrahı Prof. Paul Cederna, araştırma sonucuyla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede “İki elini kaybeden bir kişi, yapay sinir sayesinde çocuğuna dokunduğunda, sıcaklığını hissedebilecek” dedi

Elma kronik hastalıkların riskini düşürüyor

Birçok hastalığa yakalanma riskini azalttığı belirtildi.

Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Gıda ve Beslenme Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Saime Küçükkömürler, elmanın kronik hastalıkların görülme riskini düşürdüğünü belirtti.Küçükkömürler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, besinlerin tarihsel geçmişi ve halk kültüründe yer almasının insanların besin, sağlık konusundaki deneyimlerinin sonucu olduğunu ifade ederek, “İnsanlar tükettikleri besinlerin sağlık üzerine olumlu etkilerini gördükçe o besinleri beslenmede, halk hekimliğinde ve sözel kültürde kullanmışlardır” dedi.

Elmanın dünya genelinde halk hekimliğinde ve sözel kültürde yer alan besinlerin başında geldiğini belirten Küçükkömürler, ana vatanı Orta Asya ve Kafkasya olan elmanın Türkler tarafından çok eskiden beri tüketildiğini anlattı.

Anadolu’da Romalıların hüküm sürdüğü dönemlerde elma üretiminin çok yaygınlaştığını ifade eden Küçükkömürler, “Roma tanrılarının elma ve diğer meyvelerle onurlandırıldığı, Roma mutfağında ve tıpta da elmanın önemli bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Günümüzde de elma ekolojik şartların uygunluğu ve gen merkezi olması nedeniyle Anadolu’nun birçok bölgesinde yetişmektedir” diye konuştu.

Elmanın sağlık yönünden birçok faydası olduğunu vurgulayan Küçükkömürler, şunları kaydetti: “Yapılan çalışmalarda elmanın kanser, astım, kardiyovasküler hastalıklar gibi kronik hastalıkların görülme riskini düşürdüğünü, kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediği görülmüştür. Elma üzerine yapılan araştırma sonuçları da dikkate alındığında, düzenli sebze ve elmayı da içeren meyve tüketimi kronik hastalıklardan korunmaya ve sağlığın sürdürülmesine yardımcı olabilir. Elma birçok meyveye göre kolaylıkla taşınmakta ve güzel bir şekilde yıkanmışsa her ortamda tüketilebilir. Özellikle öğün aralarında tüketilmesi önerilmektedir.

Piyasada elma ekstrası, kapsülü, özü gibi isimlerdeki ürünler yerine taze elma tüketimine önem verilmelidir.”

Türkiye’de 700 bin epilepsi hastası var

Halk arasında “Sara” olarak bilinen ve başlıca belirtisi tekrarlayan nöbetler olan epilepsi, her yaşta ve cinsiyette görülebiliyor.

Epilepsi nöbetinin beyin fonksiyonlarında kısa süreli bozukluğa bağlı. Nöbetler beyin hücrelerinde geçici ve anormal elektrik sinyali yayılması sonucu ortaya çıkıyor.

Beyne ait gelişim bozuklukları, tümörler, beyin kanaması, beyinde hasara neden olabilecek enfeksiyonlar ve daha birçok etken epilepsinin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Baklan, Türkiye’de 700 bin epilepsi hastasının olduğunun tahmin edildiğini söyledi. Epilepside en önemli şeyin tanının konulması olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Baklan, şöyle konuştu:

”Çünkü epilepsi hastası karşımıza nöbet geçirerek gelmez. Arada bir nöbet geçirir, bize anlatır. Şuur kaybı olduğu için yakınları bilgi verir. Anlatılan genelde yeterli değildir. EEG dediğimiz elektro fizyolojik bulgu gerekir. Hastaları hem kamerayla hem de EEG ile aynı anda izliyoruz. Böylece rahatsızlığın beynin hangi bölgesinden kaynaklandığını söyleyebiliyoruz. Bir de yalancı nöbet dediğimiz ruhsal kökenli nöbetler var. Dirençli epilepside son çare cerrahi yöntem demektir. Epilepsi cerrahisi yakın zamanda bizde de olacak. Beyin cerrahlarının yardımı gerekiyor. Bu işe ayrı bir beyin cerrahının ayrılması lazım.”

 

HER 100 KİŞİDEN BİRİNDE BU HASTALIK VAR

Epilepside en önemli tedavi yönteminin ”ilaç” olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Baklan, hastanın ilaçlarını düzenli olarak kullanmasının önemli olduğuna, dirençli hastaların ise ameliyat edilebileceğine işaret etti.

Epilepsinin hastayı hayattan koparmaması gerektiğini, bu rahatsızlığın herkeste ve her yaşta ortaya çıkabileceğini ifade eden Prof. Dr. Baklan, ”Hastalık doğuştan da ortaya çıkabilir, 65 yaşından sonra da. Toplumun her kesiminde epilepsi hastası var. Her 100 kişiden birinde bu rahatsızlığa rastlanıyor. Türkiye’de 700 bin epilepsi hastasının olduğu tahmin ediliyor. Bu da neredeyse bir büyükşehirin nüfusuna eşittir. Epilepsi hastaları düzgün ilaç kullanırsa, tedavide başarı şansı üçte ikidir” diye konuştu.

 

EPİLEPSİ ”ÜNLÜ HASTALIĞI”

Epilepsi’nin ”ünlü hastalığı” diye geçtiğini, tarihte en ünlü epileptik ressamın Vincent Van Gogh olduğunu, Rusların en büyük İmparatoru olan Büyük Petro’nun da deha ve epileptik olduğunu dile getiren Prof. Dr. Baklan, ”Napolyon ve Sezar da öyle. Çağımızdaysa sanatçı Elton John aynı hastalıktan tedavi oluyor” dedi.

Epilepsi hastalığıyla mücadelede ve ilköğretim çağındaki hastaların toplum içinde güven kazanmasında, resim yapmanın önemli bir etkisinin olduğunu, bu nedenle Türk Epilepsi ile Savaş Derneği’nin çocuklar için resim yarışması düzenlediğini belirten Baklan, epilepsi hastası çocukların yarışmalarda derece alan eserlerinin DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi girişinde sergilenmeye başladığını, serginin bir ay boyunca açık kalacağını söyledi.

Epilepsiyi ameliyatsız yendiler

Doğuştan “dirençli epilepsi” (sara) hastası olan ve bir günde 20′den fazla nöbet geçiren Furkan Çimen (7) ile Ömer Çetinkaya (15), ameliyata gerek kalmadan hastalığa karşı zafer kazandı.

Doğuştan “dirençli epilepsi” (sara) hastası olan ve bir günde 20′den fazla nöbet geçiren Furkan Çimen (7) ile Ömer Çetinkaya (15), ameliyata gerek kalmadan hastalığa karşı zafer kazandı.

İlaca rağmen yıllarca tedaviye cevap vermeyen, Ömer 4 yıldır, Furkan ise 1 aydır nöbet geçirmiyor. Çocukların doktoru Pediatrik Nörolog Prof. Dr. Sabiha Keskin, “Dirençli epilepsi cerrahi müdahaleyle düzelir ama uyguladığımız tedaviyle gerek kalmadı. Nöbetin süresi ve sıklığını dikkate alarak antiepileptik ilaçlar kullandık” diyor.

YOSK’tan Ertan’a Nezaket Ziyareti

Türkiye Bedensel Engelliler Tekerlekli Sandalye Basketbol 1. Liginde mücadele eden Yalova Ortopedikler Spor Kulübü (YOSK), Taşköprü Belediye…..

Türkiye Bedensel Engelliler Tekerlekli Sandalye Basketbol 1. Liginde mücadele eden Yalova Ortopedikler Spor Kulübü (YOSK), Taşköprü Belediye Başkanı Şaban Ertan’ı makamında ziyaret etti.

Nezaket ziyaretinde YOSK Başkanı Alpaslan Erkoç, Genel Menajer Figen Abbasioğlu ve Ayşen Turna hazır bulundu. 2009–2010 sezonunda mücadele edecek olan YOSK’un maddi sıkıntılarının ve sponsor arayışlarının konuşulduğu toplantıda görüş alışverişinde bulunuldu.

Yalova’yı ulusal arenada 1. Ligde temsil eden tek takım olan YOSK’a Taşköprü Belediyesi olarak ellerinden gelen desteği sağlamaya çalıştıklarını ifade eden Taşköprü Belediye Başkanı Şaban Ertan, “Belediye olarak YOSK’a gücümüz ve bütçemiz nispetinde gereken yardımı yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz. Kulübün mevcut sıkıntıları ortada ancak bizimde belediye olarak gücümüz ve bütçemiz kısıtlı olduğundan dolayı istenilen düzeyde destekte bulunamıyoruz. İlimizi 1. ligde temsil eden ve büyük başarılar kazanan engelli sporculardan kurulu YOSK’a herkesin destek olmasını, gereken ilgi ve alakayı göstermesini bekliyoruz. Yeni sezonda Süper Lig hedefiyle yola çıkan ve bunu başaracaklarına inandığım bu kulübe herkes sahip çıkmalı ve elinden gelen desteği herhangi bir çıkar gözetmeksizin sağlamak zorundadır” şeklinde konuştu.

Karşıyaka Engelliler Meclisine Yeni Yürütme Kurulu

Karşıyaka Kent Konseyi, Belediye toplantı salonunda gerçekleştirdiği seçimlerde yeni yürütme kurulunu belirledi.

Karşıyaka Kent Konseyi, Belediye toplantı salonunda gerçekleştirdiği seçimlerde yeni yürütme kurulunu belirledi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan genel kurulda ilk olarak Genel Sekreter Günsel Sağlam bir konuşma yaptı. Sağlam konuşmasında Kent Konseyinin önemine ve engelliler meclisi’nin aktif gücüne değinerek “Karşıyaka Engelliler Meclisinin İzmir’deki tüm dernek ve kuruluşlarla iletişim içerisinde koordineli bir çalışma yürüteceğine inanıyorum. Her engelli kendisine imkan verilirse topluma sağlamlar kadar yararlı olabilir. Engelliliğin sadece farklılık olduğunun bilincinde olmalıyız. Toplum hayatında başkalarıyla fırsat eşitliğinden yararlanabilen kişi engelli olmaktan çıkacaktır. Engelliler Meclisimize başarılar diliyorum” dedi.

Engelliler Meclisi Başkanı Hülya Polat da kısa bir konuşma yaparak Karşıyaka Kent Konseyi Engelliler Meclisi’nin Yasal haklar ve kentsel mimari, sağlık, spor faaliyetleri, sosyal yardım işleri ve kültür çalışmaları, eğitim ve meslek edindirme ve istihdam konu başlıkları altında çalışmalarını sürdürdüğünü anlattı. Polat ” Her zaman her konuda engellilerin yanında olan, bizlere desteklerini esirgemeyen Belediye Başkanımız Sayın Cevat Durak’a ve belediye personeline teşekkürlerimizi sunarız” dedi. Daha sonra Engelliler Meclisi faaliyet raporunun okunmasına geçildi. Yapılan yürütme kurulu seçimlerinde ise Kevser Emiroğlu, Melike Toksoy, Kemal Öcal, Ayfer Çalışkan, Nuriye Şahin, Melek Kurt, Hüseyin Kocaoğlu ve Şadiye Özaslan yürütme kurulunun yeni isimleri oldu.

Önce Yunanlı sonra İsrailli engelliler geldi

Alanya Limanı’na ilk kez yanaşan El Venizelos adlı gemi 200′ü engelli çocuk olmak üzere toplam 966 yolcu getirdi.

Alanya Limanı’na ilk kez yanaşan El Venizelos adlı gemi 200′ü engelli çocuk olmak üzere toplam 966 yolcu getirdi. Limana yanaşan Mirage 1 adlı diğer gemi ise 637 İsralli turist getirdi.

Alanya Limanı’na ilk olarak Yunan turistlerin bulunduğu El Venizelos isimli gemiyle 966 yolcu geldi. Alanya Limanı’na ilk kez yanaşan bu gemide 200′e yakın engelli çocuk bulunuyor.

Limana yanaşan 2′inci gemi Mirage 1 ise, 637 İsrailli turist getirdi. Alanya’ya gelen turistlerin büyük bir kısmı tur otobüsleriyle Alanya ve Manavgat’taki tarihi yerleri ziyaret etti.

Alanya Liman İşletmeleri A.Ş. Başkan Yardımcısı Müfit Kaptanoğlu, ilçeye ilk kez gelen El Venizelos adlı geminin bundan sonra da ilçeye gelmeye devam edeceğini söyledi.